Sayın Cemiyet Başkanımız ‘gazeteciler gününe Fransız’ kalanları taşlamış…
Başkanımız bizi taşlamamış…
Ama hemen okurlarıma söyleyeyim…
Ben de bir gazeteci olarak bu yıl gazeteciler gününe ‘Fransız’ kaldım…
Daha doğrusu kalmak zorunda kaldım…
Bilerek 10 Ocak’ta gazeteciliğimi doya doya kutlamadım…
Hiçbir davete icabet etmedim…
Kendimi yüceltmek yahut küskünleri oynamak değil derdim…
Yahut davetleri tertipleyenleri ve katılan meslektaşlarımı eleştirmek de değil...
Derdim bu memlekette gazeteci olduğum zamandan beri maddi manevi bir doyuma ulaşamamak…
Derdim önüne gelenin arsızca girdiği sektörde tehditçisiyle şantajcısıyla cahil cuhelasıyla aynı kefeye konulmak…
Derdim birilerinin kör dövüşüne bulaştırılmaya çalışılmak.
Derdim dost gibi yaklaşan bazıları tarafından kullanılmaya çalışılmak.
Derdim bir zamanlar sana ‘kardeşim’ diyen kimi arkadaşların şimdi kendi çapında tezgahladığı oyunlarını anlamak…
Derdim adam gibi projelerin, fikirlerin, düşüncelerin heba edildiğini görmek…
Derdim bilginin, vicdanın, bilimin, aklın değil…
Cehaletin, vurdumduymazlığın, tembelliğin, adam sendeciliğin, tetikçiliğin, dedikodunun makbul görülmesine şahit olmak…
10 OCAK’TA HEP AYNI ‘YEMEK’!
Dertlerimi sıralasam uzar gider…
Bu kadar derdim varken…
Yıl da sadece bir gün ‘göstermelik hatırlanmak’ insana koyuyor…
Biz gazetecilerin iade edilmesi gereken bir sürü hakkı ve sorumluluğu varken…
Önceden belirlenmiş bir günde yapılan kutlama ritüellerinin, otomatik beylik sözlerin, yemenin, içmenin, plaketlerin hiçbir derde deva olmadığına bu yıl şahit olmak istemedim…
Her yıl sürekli dillendirilen sorunları ve beklenen çözümleri…
10 Ocak’ta yerel iktidar tarafından ‘iyi niyetle’ verilen yemek davetleri arasında ‘ısıtılan bayat yemekler’e benzetirsek…
Ben bir gazeteci olarak ‘yiyemedim’!
10 OCAK’I GAZETECİLER KUTLASIN!
Gazetecilerin problemlerini 10 Ocak’ta değil...
Her Allah’ın günü, her dakika boğazları yırtılıncaya kadar dile getirmesinden yanadır tavrım…
Gazetecilerin ortak noktada buluşarak haklarını söke söke almasından yanadır şiarım…
Gazetecilerin kendileriyle alakalı gün ve zamanlarda başkanların davetleriyle kebapçılarda buluşmasında değil…
Şehrin tüm ileri gelenlerini kendi planlayacakları organizasyonlara davet ederek…
Ne kadar dik, güçlü, kararlı olarak kendine güvenlerini hissettirmelerindedir gönlüm…
İşte o zaman gazeteciler 10 Ocak’a sahip çıkabilirler…
İşte o zaman gazeteciler ‘Uşak’ta gazeteciler gününü gazeteciler hariç herkes kutluyor’ alayını tarihi gömerler…
İşte o zaman gazeteciliğe iade-i itibarı verilerek, namusuyla çalışanlar saygınlıklarını kazanabilirler…
İşte o zaman “karpuz gibi dilimlere bölünmüş Uşak basını’ resmini silebilirler…
İşte o zaman ‘piyasanın içine edenler’ değil, ‘piyasası artanlar’ birbirlerini ezmeden çoğalabilirler…
Sevgiyle kalın…




Facebook
Google
Yahoo
Digg
Del.icio.us
Twitter









