Kudüs'te zulmün son bulması için tek yürek olmalı

Kudüs'te zulmün son bulması için tek yürek olmalı

Kudüs'te zulmün son bulması için tek yürek olmalı

         İlk kıblemiz, peygamberler yurdu ve Cenabı Allah tarafından gönderdiği 3 hak dinine ev sahipliği yapan Kudüs, tüm İslam alemi için hem tarihi, hem de stratejik bir öneme sahip.
         Kudüs'ün önemini anlamak için Cenab-ı Allah'ın koyduğu kurallara inanmak ve ecdadımızın bu topraklarda verdiği mücadeleyi görmek gerekiyor.
         Cenabı Allah Bakar Suresi'nin 190'ıncı ayetinde "-Sizinle savaşıp vuruşanlarla Allah yolunda siz de savaşın, vuruşun, fakat haddi aşmayın, zulmetmeyin. Şüphe yok ki Allah, haddini aşanları ve zulmedenleri sevmez" diye buyurmuştur.
         Kudüs, tarih boyunca haddi aşanlar ve zulmetmeden tüm insanlığa eşit hizmet edenlere ev sahipliği yapmıştır.
         Kudüs'te ve tüm Filistin topraklarında kanın akmadığı, herkesin dinini ve inancını hürce yaşadığı bütün dönemlere, dinimiz İslam'ın sancaktarlığı yapan merhum atalarımız imzalarını atmıştır.
         Ne zamanki Hıristiyan ve Yahudiler Kudüs'te hakimiyet kurmaya başlasalar, mutlaka kısıtlamalara gitmişler, inançlara ve değerlere hep saygısızca davranmışlardır. Onların koydukları hadsiz ve fütursuzca yasaklar yüzünden yüz binlerce Müslüman şehit düşmüş ve bir o kadar da diğer dinlerin mensupları yaşamlarını yitirmiştir.
         Kudüs'te ilk adalet, Cenab-ı Allah'ın kulu ve elçisi peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV)'den sonra İslam halifeliği yapan Hz. Ömer (R.A.) sayesinde gelmiştir. Hakka ve hukuka duyduğu saygı ile yüz yıllar sonra dahi hala tüm insanlığa örnek olan Hz. Ömer (R.A.), Kabe ve Mescid-i Aksa arasında ilk manevi bağlantıyı kurmuştur. Hz. Ömer, sadece Müslümanların yanı sıra, diğer dinlerin mensuplarının da güven ve huzur içinde yaşaması için bir fermanla herkesin haklarına garantörlük etmiştir.
         Elbette bu dönem belli bir süre sonra sonlanmış ve üzülerek belirtiyorum, Kudüs tekrar Hıristiyan ve Yahudi hakimiyetlerine girmiş ve yine kanın aktığı dönemler başlamıştır.
         Ta ki...
         Merhum atamız Selahaddin Eyyubi'ye kadar.
         Selahaddin Eyyubi, yine bizim dinimize ve kültürümüze uygun olarak buradaki halklara eşit ve adilce davranmıştır. Kudüs'te ne zaman İslam bayrağı dalgalansa, halk hem huzur ve güven içinde yaşamış, hem de şehir gelişip büyümüş.
         600 yıl boyunca dünyaya hükmeden Osmanlı İmparatorluğumuz da Kudüs'te barışı tesis eden ve halka güven veren bir dönem yaşatmıştır.
         Yavuz Sultan Selim Han'ın Mısır seferinde Kudüs tekrar İslam dininin rahatça yaşandığı ve adının Kudüs-ü Şerif olarak değiştirildiği bir kent haline dönüşmüştür.
         Kanuni Sultan Süleyman, Kudüs'te ibadetlerin özgürce sürmesi için tüm dinlerin mensuplarına en iyi şekilde muamele etmiş ve kentin gelişmesi için 40 milyon akçeyi vakfetmiştir.  Sultan 4'üncü Murad, Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz ve 2'inci Abdülhamid Kudüs Şehri için pek çok hizmette bulunmuştur.
         Kudüs bugün değerli ve önemli bir kentse, bunda en büyük pay, İslam'ın dünya genelinde yayılıp büyümesini sağlayan, Cenabı Allah'ın adaletini her karış toprağa yaymak için canlarını dahi ortaya koyan merhum atalarımızın büyük emek ve gayretlerinde gizlidir.
         Atalarımız asla ama asla Kudüs'te zulmü reva görmemiştir.
         Ne güzel söylemiş Mehmet Akif Ersoy,
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; 
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. 
Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım! ...
-Boğamazsın ki! 
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; 
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.



         Mehmet Akif, aslında bu dizelerinde Kudüs'te, İstanbul'da, Anadolu'da, Avrupa'da ve dünyanın her noktasında, gerçek Allah dostlarını tarif etmiştir.
         Atalarımız Kudüs'te ASLA AMA ASLA ZULÜM ETMEMİŞLER VE BİRİ DİNİMİZ İSLAM'A VE ONUN MENSUPLARINA SALDIRDIĞINDA HEMEN BOĞMUŞLARDIR.
         Bugün gelinen noktada ise Kudüs'te zalim İsrail ve onun avanelerinin zulmü tüm dünyanın gözünün önünde yaşanmaktadır.
         Kendisini modern dünyanın temsilcisi olarak gören bir zihniyet ise Kudüs'te hakimiyeti Yuhadilere verdi ve bugüne kadar onların yaptığı katliamlara ve zulümlere karşı hep sessiz kaldı.
         Filistinlilerin feryatlarını Türkiye ve diğer Müslüman devletlerin dışında duyanlar olmadı. Onlara hep hor gözle bakıldı ve bu topraklar haksız ve kalleşçe yollarla ellerinden alınmaya çalışıldı.
         ABD'de başkanlığı şaibeli olan, sık sık skandallar ve geçmişindeki kara lekelerle dünya gündemini meşgul eden Trump, Kudüs için aldığı kararla iplerinin kimin elinde olduğunu ilan etti.
         Kudüs'ü savunmak için hep birlikte tek yürek olmamız gerekiyor. Ecdadımızı ve yaptıklarını iyi okumalıyız.
         Hepimiz Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV)'nin ümmetiyiz. Tıpkı, Hz. Ömer (RA), Selahaddin Eyyubi, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman ve Abdülhamit gibi bizler de aynı manevi değerlerle varız.
         Bugün İslam'ın dünya üzerindeki en güçlü sesi olan Türkiye olarak Kudüs için birlikte olmalıyız. Kudüs'ü sadece belli sınırlarla çizilmiş bir toprak olarak görmemeliyiz.
         "Kudüs oradaki yaşayanların davasıdır" dememeliyiz. Nasıl bayrağımız, marşımız ve bizi biz yapan milli bilincimiz önemlisiyse, Kudüs de dinimiz için bir o kadar önemlidir. Kudüs bizim ilk kıblemizdir ve gerçeği hiçbir karanlık güç değiştiremez.
         KUDÜS'Ü BOŞVERMEK, ÖNEMSEMEMEK, MEKKE'Yİ, MEDİNE'Yİ, İSTANBUL'U VE BİZİ BİZ YAPAN DEĞERLERİ YOK SAYMAKTIR.
         Bizler Cenab-ı Allah'ın bize takdir ettiği kadere uyan ve onun yolunda yürümekle mükellef olan varlılarız.
         Peygamberimiz ve ecdadımız hep Allah'ın yolunda yürüdü ve Kudüs en önemli noktalardan biriydi.
         Tüm dünya bir araya da gelse ve bizler tek bir Müslüman olarak dahi kalsak, Kudüs davasından ve inancından vazgeçmemeliyiz.
         Unutmamalıyız ki, Cenab-ı Allah, her zaman için mazlumun ve mağdurun yanındadır. Mazlumun çektiği eziyetler, Allah'ın sadece bir imtihanıdır. Allah, sevdiği kulunu ve ümmetini türlü türlü olaylar ve gelişmelerle imtihan eder.
         Bugün KUDÜS , tüm İslam dünyasının bir imtihanıdır. Allah'a inanan ve bağlı olan tüm Müslümanlar, bu sınavdan geçecektir.
         Önemli olan her ne olursa olsun Allah'ın yolundan ve onun davasından vazgeçmemektir.
         Tıpkı zalimlik yapmadan, Kudüs'te akan kanı durduran ve bu sınavı hakkıyla geçen merhum atalarımız gibi...
        
 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.