Ekonomi

Avrupa'nın zengin ve itibarlı kişileri neden Uşak'ı tercih etti?

Avrupa'nın zengin ve itibarlı kişileri neden Uşak'ı tercih etti?

Abone Ol

Eski Uşak Araştırmaları Derneği Başkanı Ömer Aşçı, Uşak halılarıyla ilgili 1837'de Charles Malo tarafından kaleme alınan makaleyi paylaştı. Makalede, Uşak halılarının zengin ve itibarlı kişiler tarafından yoğun talep gördüğü ifade edildi. 

Fransız sanayi gazetesi La France Industrielle’nin 26 Ekim 1837 tarihli nüshasında Fransız tarihçi Charles Malo (1790-1871) imzasıyla “Fabrication des Tapis de Turquie /Türkiye’den Halı İmalatı” başlıklı makalesinde Uşak Kentiyle ilgili Sultan II. Mahmut dönemine ait önemli bilgiler vermektedir.

Fransız sanayi gazetesi La France Industrielle’nin 26 Ekim 1837 tarihli nüshasında Fransız tarihçi Charles Malo (1790-1871) imzasıyla “Fabrication des Tapis de Turquie /Türkiye’den Halı İmalatı” başlıklı makalesinde Uşak Kentiyle ilgili Sultan II. Mahmut dönemine ait önemli bilgiler vermektedir.

Uşak Halıları 16 yüzyıldan itibaren zenginleşmeye başlayan Avrupalıların gündeminden düşmemiştir. En zengin ve itibarlı kimseler prestij göstergesi olan Uşak Halıları na büyük rağbet etmiştir.

Fransız sanayi gazetesi La France Industrielle’nin 26 Ekim 1837 tarihli nüshasında Fransız tarihçi Charles Malo (1790-1871) imzasıyla Fabrication des “Tapis de Turquie /Türkiye’den Halı İmalatı” başlıklı makalesi;

YABANCI SANAYİ: Türkiye’den Halı İmalatı

Eski zamanlarda Frigya’nın Timenothira Şehri’nin bulunduğu arazi üzerinde bir ovalık alan üzerine inşa edilen Uşak, Kütahya müsellimi veya paşasına bağlıdır. Uşak’ın nüfusu yaklaşık 24.000 kişi kadardır. 4.000 kadar Türk evi, 150 Rum ve otuz kadar Ermeni vardır. Şehirde on iki han, on yedi cami, bir Rum kilisesi ve bir Tzam(?) / Ermeni kilisesi içerir. Uşak Şehrinin sakinleri sert mizaçları nedeniyle çok medeniyetsizdir. Şehir, tarımsal açıdan oldukça verimli geçimini tamamen çiftçilikten sağlayan birçok köyle çevrilidir. Uşak Buğdayı, kalitesiyle Anadolu’nun en saygın buğdayıdır. Birkaç yıl önce afyon ekimi çok yaygın olmasına rağmen tekel altına alındığı sömestrden beri hasadı önemli ölçüde azalmıştır. Kırmızıya boyanmış keçi derileri, başlıca ihracat kalemlerinden biridir. İzmir, Uşak’tan az miktarda tiftik yünü, tavşan derisi ve mazı alır. Uşak palamudu beyazlığı ile dikkat çekicidir, ancak çok hafif olma kusuruna sahiptir. Bu ürününde yakın zamanda bir tekel altına alınacağı konusunun gündeme gelmesi batılı tüccarlarda olumlu beklentilere neden oldu.  Palamut hasadı, önümüzde ki yıllarda 2500 ton (25.000 Quintal)’e kadar yükselebilir. Uşak’ı endüstriyel açıdan son derece ilginç bir yer yapan şey, Osmanlı İmparatorluğu’nda Symrna/İzmir Halısı adıyla bilinen halıların dokunduğu yer olmasıdır. Uşak’ın erkekleri tamamen rençperdir ve halı üretimini tamamen kadınlara bırakarak, zamanlarının çok büyük bir kısmını kahvelerde çubuk(sigara) içerek geçirirler. Bu kadınlar eğitimsizliklerini (hemen hiç işlenmemiş zekâlarının) müsaade ettiği kadarıyla ustalık edinmektedirler. Halı sanayinin Uşak’ta var olmasından bu yana, dokunan desenler ve teknik hiçbir ilerleme olmadan devam etmektedir. Uşak Halıları, değişen renk nüansların da bugüne kadar hiç değişmeyen yedi farklı model (Yaprak, Kürt, Çerkez, Madalyonlu, Yıldızlı, Kuşlu, Lotto )den oluşuyor. Bu ürünü büyük ölçüde tüketmekte olan Avrupalılar, kendi zevklerine daha yakın ve mobilyalarına, duvar halılarına daha uyumlu tasarımlar elde etmeye çalışmaları boşunadır. Türk kadınları kendi sistemlerinden katiyen ayrılmazlar ve kim bir değişiklik yapmakta ısrar ederse değişikliğe direnirler. Birçok halı tezgâhı bu nedenle bozulmuştur. Bu yönde yapılan iyileştirme çabalarına şüpheyle yaklaşılmalıdır. Uşak’ta halı dokumakta kullanılan yün, Kürt bölgelerinden ve her yıl dağlarından Uşak ovasına inerek sürülerinin yünlerini satmak için gelen Yörük aşiretlerinden gelmektedir. Uşak’ın zengin sakinleri bu yünleri toptan satın alır ve daha sonra fakirlere küçük miktarlarda ve mali açıdan yıpratıcı bir vaziyette çok yüksek faiz uygulayarak veresiye satarlar. Bunları alan kadınlar hemen bütün yıl, bu yünlerin eğrilmesiyle uğraşırlar. Yünü iyice yıkayarak başlarlar. Daha sonra yünü uzun kıllarını daha kısa olanlardan ayıran kaba dişli bir makinede taramalarıyla miktarının yarısından fazlası kaybeder. Taranan yünün birinci kalite kısmı halı ipliği(eriş/çözgü) yapımında ikinci kalite kısmı ise atkı ipliği yapımında kullanılır. Bu şekilde hazırlanan yün pazara götürülüp yarımşar okkalık veya 200’er drahmilik parçalar halinde getirilerek pazara götürülür. Tezgâh sahipleri, sipariş aldıkları veya üretmek istedikleri desene ve ihtiyaç duydukları miktara göre alırlar.  Tezgâh birbirine paralel tahtadan yapılmış iki silindir ve uçlarından bunları tutmaya yarayan iki tahta dayanaktan ibarettir. Üstteki silindire çözgü sarılmıştır; alttaki silindire de halı sarılır. Halı ilerledikçe alt silindire sarılır. Bu tezgâhlar her evin içine yerleştirilmiştir. Bu üretim için ayrılmış kamusal bir yer olmadığı için her evin içi imalathanedir. Siparişler veya birinci kalite halılar için çözgünün uçları yeşile boyanır ve bu da saçağı meydana getirirdi. Dokuyucular, halı ile yüz yüze gelecek şekilde bir kalasın(oturak) üzerine yan yana otururlar. Dokuma tezgâhında her lapis pik (12 inç=30,48 cm) bir işçi gerekmekte 12 lapis (36,76 cm) pik genişliğinde bir halı için 12 işçi gerektirir. Dokunmadan önce yünler boyanır. Sadece mavinin değişik tonları boyahanede boyacılar tarafından boyanırken diğer tüm renkler kadınlar tarafından evde boyanır. Diğer boyaları şehrin çevresindeki çeşitli otlardan elde ederler Uşak’ın yılda 70,000 pik (21.336 m2) halı ürettiği hesaplanıyor. Şu sıralarda piki 20-23 kuruştan satılmaktadır. Özel tasarım siparişler dokuma inceliği ve tasarım zenginliğinde özenle dokunmasından dolayı piki 3 kuruş daha fazlaya satılmaktadır. Çünkü bunlara, doku inceliği ve desenin zenginliği için daha fazla dikkat harcanmaktadır. Uşak’tan İzmir’e nakliye bütün Anadolu’da olduğu gibi deve veya katır sırtında yapılmakta olup kervanlar bu yolu 7 günde almaktadır. Geleneğe göre Uşaklı kızlar, kendi başlarına kendileri için bir halı(seccade) dokumadan gelin olamazlar. Bu ilk halı çeyiz için saklanır. Bir işçinin kazancı bir aileyi geçindirebilir. Erkekler eşlerini, ebeveynlerine hediyeler vererek, deyim yerindeyse, satın alırlar. Daha çok verebilen tercih edilir.