Hepimizin malumu dünyada bir fasit ana damar var. Bu fasit ana damar kaynak emici, sömürücü, hileci ve acımasızdır. Bunlar kimi yerde İsrail örneğinde olduğu gibi devletleşirler, kimi yerde de “ki asıl yapıları ve güçleri buralardadır.” küresel finans örgütleri ve sıcak para oyuncuları olarak rollerini alırlar. Bu son tanımın tam adı uluslararası faiz lobisidir. Vaktiyle 28 Şubat sürecinde bizden götürdükleri 400 milyar dolar civarındadır. Bir hesaba göre son 10 yılda götüremediklerini ise 1 trilyon doların üzerindedir. Yani Türkiye’den trilyon dolar zararları var.

 

Yukarıda verdiğim devasa meblağı çalamayanlar, somuramayanlar gemi azıttılar, sinirden küplere biniyorlar alttan-üstten, sağdan –soldan, ordan - burdan ellerinde mercekler çare arıyorlar. Ne ederiz, nasıl ederiz cinsinden. Kaybettikleri sadece para olsa hadi bir yana, asıl telaş ve korkuları hükümdarlıklarını sarsacak, karizmalarını çizecek bir yönetim modelinin mazlum milletler üzerinde örnek olabilecek potansiyel teşkil etmesidir. Mısır’da da bu anlayış hayat bulmuştu ki hemen devirdiler, Suudi ve katar üzerinde de parasal bazukayı yerleştirdiler yani borçlandırdılar.

 

Diğer yandan bunların devletleşmiş hali İsrail’dir. Kişisel kanaatim İsrail devletinin dünya üzerine yayılmış işadamları, masonik örgütlenmeler ve yöneticiler kanalıyla bu finans ve faiz lobisinden önemli pay aldığı yönündedir.

 

İsrail aynı zamanda yayılmacı ve çıkar stratejisi ödünsüz bir devlettir. Kendi hinterlandında başka bir güç ve etki asla istemez. Hele hele doğu Akdeniz’deki paha biçilmez zengin petrol ve doğalgaz yatakları sebebiyle kendisine kafa tutabilecek stratejik rakip hiç istemez. Bu stratejik rakip öyle sanıldığı gibi İran falan değildir. Bu stratejik rakip Kuzey Kıbrıs’ın da varlığı ile uzun ve derinlemesine Akdeniz’de hükümranlık alanı bulunan, tarihsel derinlik, dinsel paydaşlık, mazlumum ve haklının yanında duruşuyla, Ortadoğu yönetimleri ve özellikle halkları üzerinde güven kazanmış Türkiye’dir. Daha açık deyimle son 10 yılın Türkiye’si…

Görüldüğü üzere, dünya nimetlerinden hakkımız olan payı alma ve ekmeğimizi çaldırmama adına bu fasit damarla kavgamız, mücadelemiz ve düşmanlığımız vardır.

 

 Sözün özü bu acımasız ve hırsız fasit ana damarlar, Recep Tayyip ERDOĞAN’ lı Türkiye’yi  hiç  sevmediler, bir türlü hazmedemediler, alaşağı da edemediler. Erdoğan ve kadrosunu devirebilmek için çeşitli yollara başvurdular “demokrasi deyip kapatmayı denediler, büyük Türk yargısı izin vermedi, seçim dönemlerinde bin bir iftira attılar, halk bunlara kanmayıp  Tayyip dedi.

  

Yine bir seçim ve önümüze bir sandık daha geliyor, bizler halk olarak ve eminim ki mevcut iktidarda bu seçimlere hizmet ve yeni hizmetlere kapı aralamanın devamı olarak bakarken bu fasit ana damar, içimizdeki kılcallara da güç empoze ederek bizi tekrar  ele geçirme aracı olarak bakacaklardır.

 

Bu içimizdeki kılcal damarlarla…

 

Bu günlerde Amerikan sokaklarında parti logolu jiple dolaşanlardır.

 

Bu içimizdeki kılcallar gezi parkına gezi ruhu canlı dursun diye Yorgos amcaya ağaç diktirenlerdir.

 

Bu içimizdeki kılcallar katil Esad’a muhabir yollayıp Türkiye Cumhuriyeti başbakanına hakaret ettirmekten keyif alanlardır.

 Elbette adaylara bakınız,  elbette hizmet programlarını dikkate alınız, ama lütfen ana şablonda bu gerçekleri de unutmayınız.

 

Görüşmek üzere Baki selamlar.