1950’de Uşak Milletvekili seçilen Yusuf Aysal’ın oğlu Mete Aysal, Türkiye Jokey Kulübü’ne nasıl katıldığını ve babasının kendisine hipodromu nasıl sevdirdiğini anlattı. İzmir Aliağa’da bulunan PETKİM’in de kurulmasında görev alan Mete Aysal, Atatürk’ün manevi kızı Ülkü’yle komşu olduklarını da ifade etti. TJK’nın yapısı hakkında konuşan Aysal, “1942’de Ankara Atatürk Orman Çiftliğinde dünyaya geldim ve 46’ya kadar Ankara’da kaldı. Daha sonra babam siyasete başladığı için Uşak’a gittik ve 50’ye kadar burada ikamet ettik ve babam 1950’de milletvekili seçildi. Daha sonra tekrar Ankara’ya geldik ve Atatürk’ün manevi kızı Ülkü’yle yan yanaydık, komşuyduk ve arkadaştık. Uşak’ta babam vekil seçlidikten sonra tekrar Ankara’ya geldik ve ilk, orta, liseyi Ankara’da bitirdikten sonra üniversiteyi de İstanbul’da bitirdim. Okul hayatımdan sonra 1970’lerde Aliağa’da PETKİM’i kurduk ve orada kontrol amiriydim. Sonra İstanbul’a geldim. Kulüp arkadaşlarımızla kafeterya ve fast-food üzerine bir yer açtık. 5 yıl çalıştırdım ve sonra bir mühendislik bürosu açtım. 90 ve 95’te Nişantaşı’nda fast-food işi yaptım ve sonra kendi işimden emekli oldum ve firmalara danışmanlık yapıyorum” dedi.

Adil Özdemir: Ramazan Bayramı'nın mağdur ve mazlumların kurtuluşuna vesile olmasını diliyoruz Adil Özdemir: Ramazan Bayramı'nın mağdur ve mazlumların kurtuluşuna vesile olmasını diliyoruz

Aysal, şöyle devam etti: “At yarışı merakım vardı ve babam Yusuf Aysal da TJK üyesiydi. Babam beni 8 yaşında hipodroma getirdi ve yavaş yavaş burayı öğrenmeye başladık. Ankara’da tüm devlet büyükleri vardı ve TJK 1950’den sonra kurulduktan sonra bir çok at sahibi ve kurucu üyelerle beraber tüm parlamenterler kulüp üyesiydi. Atçılarla beraber parlamenterlerin kulübüydü. 1960’dan sonra parlamenterler çekildi ve kulüp tamamen at sahiplerine teslim edildi. At sahipleri bugüne kadar bu işi hep iyi bir şekilde sürdürdüler. Çok atlar geldi geçti ve bunlardan hiç unutamadığım bir Minimo diye bir atımız vardı. Benim değildi ama ben çok sevdiğim için kendi atım gibi görüyorum. Onunla ilgili çok hatıralarım oldu ve hiçbir yarışını kaçırmadım. Minimo bir yaz günü, Edip Çizmeci’nin Levent diye atı vardı ve ona geçildiği için çok üzülmüştüm.”

Editör: Ali ARASLI